top of page

Performanslar
& Video İşler

Deceitful, 2018

Samatya’da gerçekleşen bu performans, İstanbul’un en eski yerleşimlerinden birinde, Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan; Ermeni, Rum ve Müslüman toplulukların birlikte yaşadığı çok katmanlı bir belleğin içinde konumlanır. Tarih boyunca sürgünlere, kayıplara, gündelik hayata ve direnç biçimlerine tanıklık etmiş bu semt, benim için yalnızca bir mekân değil; kişisel tarihimin de temas ettiği, duyguların çağrıldığı ve dönüştüğü canlı bir hafıza alanı. Arka plandaki waltz, düzen, uyum ve zarafet vaadi taşırken; performans, bu vaadin sokakta ve bedende nasıl kırıldığını araştırır. Kırılganlık bu çalışmada bir zayıflık değil, duygularla temas edebilmenin ve iyileşmenin mümkün olduğu bir eşik olarak ele alınır. Beden, bize ait olan sokakta, geçmişle şimdi arasında salınarak iyileşmeyi dışarıdan değil, tam da içinden geçtiğimiz yerden kurmayı dener.

Latent (Örtük), 2016

Latent (örtük), ilk bakışta görünmeyen; bastırılmış, askıda kalmış ya da henüz açığa çıkmamış olanı tarif eder. Varlığını sürdürür, etkisini hissettirir; ancak tam olarak görünür hâle gelmesi bir karşılaşmaya, bir tetiklenmeye ya da zamana ihtiyaç duyar. Latent performans, tam da bu eşikte durur: bedenin, mekânın ve hafızanın henüz söze dökülmemiş ama çoktan işlemeye başlamış hâllerine odaklanır.

Bu video serisinde beden, şehirle sabit bir ilişki kurmaz; aksine onunla geçirgen, akışkan ve taşınım hâlindeki bir ilişki içinde var olur. Kent, burada durağan bir arka plan değil; bedenle birlikte yer değiştiren, anlamı kayan, hafızayla yeniden örülen bir yüzeydir. Mekânlar ; kahve, tramvay durağı, iskele, gece karanlık bir sokak  yalnızca fiziksel konumlar olmaktan çıkar; kişisel ve kolektif hafızalarla yerinden edilir, başka mekânlarla eşleşir ve yeni hatırlama biçimlerine alan açar.

Videolarda kayıt altına alınan bu tanıdık kent fragmanları, kadınların ve kadınlık deneyimi yaşamış bireylerin özne olduğu bir deneyimleme sürecini mümkün kılıp kılmadığını araştırır. Gündelik olanın içinde, alışıldık mekânlarda, bedenin varlığıyla dönüşen bir şehir tahayyülü kurulabilir mi? Kent, kadınlık deneyimiyle yeniden okunabilir mi; ya da bu deneyim, kentin görünmez katmanlarını açığa çıkarabilir mi?

Latent performans, görünür olanın ardında işleyen bu sessiz ilişkiler ağına kulak verir. Şehir, beden ve hafıza arasındaki bu örtük akış, izleyiciyi sabit anlamlardan çok geçiş hâllerine, tamamlanmış anlatılardan çok süregiden oluşlara davet eder.

bottom of page