top of page
6.jpg

Düşlediğim bu değildi, 2019

Kuzey Ormanları’nda, 2 milyondan fazla ağacın yok edilişine tanıklık eden bu coğrafyada, ekolojik tahribat tüm şiddetiyle sürüyor. Bu yalnızca biyolojik bir kayıp değil; birlikte varoluşun, ekosistemlerin karşılıklı bağlılığının ve müşterek geleceğimizin radikal biçimde kesintiye uğraması demek.

Söz konusu olan sadece doğanın fiziksel yitimi değil, aynı zamanda insanın etik, estetik ve varoluşsal boyutlarda da aşınması. Sessizlik—kesilen ağaçların ardından kalan boşluk—yalnızca çevresel bir sessizlik değil, aynı zamanda insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkinin kırılganlığını ve kopuşunu da işaret ediyor

Bu sergi, bu sessizliğe karşı bir tanıklıktır.

Bir ekolojik yas alanı olduğu kadar, görsel ve duyusal bir direniş mecrasıdır.

Yıkımın izleriyle örülmüş bu anlatı, aynı zamanda bir ağıt, bir haykırış ve bir hatırlatmadır:

Düşlediğimiz bu değildi.
Ama hâlâ düşleyebiliriz—başka türlü bir yaşamı, onarıcı bir geleceği, kolektif bir yeniden inşayı.

Açık Studio Günleri, 2019

bottom of page